
Post-travmatik uzuv kısalıklarının engelli raporu sürecindeki bilimsel ve yasal değerlendirme mekanizmaları, ölçüm yöntemleri ve dikkat edilmesi gerekenler.
- 1. Travma Sonrası Uzuv Kısalığının Tanımı ve Oluşumu
- 1.1. Uzuv Kısalığının Başlıca Nedenleri
- 1.2. Uzuv Kısalıklarının Vücut Üzerindeki Etkileri
- 2. Engelli Raporu ve Oran Belirleme Süreci
- 2.1. Başvuru ve Değerlendirme Süreci
- 2.2. Yasal Mevzuat ve Yönetmelikler
- 3. Kritik Noktalar: Uzuv Kısalığının Ölçümü ve Objektif Değerlendirme
- 3.1. Ölçüm Yöntemleri
- 3.2. Kısalık Derecesi ve Fonksiyonel Etki
- 3.3. Sekonder Deformiteler ve Yaş Faktörü
- 4. Engellilik Oranını Etkileyen Diğer Faktörler
- 4.1. Tedavi Yöntemleri ve Sonuçları
- 4.2. Ağrı ve Fonksiyonel Kısıtlama
- 4.3. Psikososyal Etkiler
- 4.4. İkincil Hastalıklar ve Komplikasyonlar
- 5. Engelli Raporu Sürecinde Sık Yapılan Hatalar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
- 6. Sonuç
- 7. Sıkça Sorulan Sorular
- 7.1. Travma sonrası uzuv kısalığı nedir ve neden oluşur?
- 7.2. Uzuv kısalığı için engelli raporu alırken hangi uzmanlık alanlarından görüş alınır?
- 7.3. Uzuv kısalığının en doğru ölçüm yöntemi hangisidir?
- 7.4. Sadece uzuv kısalığı değil, eşlik eden başka faktörler de engellilik oranını etkiler mi?
- 7.5. Çocuklarda travma sonrası uzuv kısalığı değerlendirmesi yetişkinlerden farklı mıdır?
Travma sonrası uzuv kısalıkları, özellikle alt ekstremitelerde meydana geldiğinde, bireyin yürüme mekaniğini, duruşunu ve günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde etkileyebilen önemli ortopedik sorunlardır. Bu durum, sadece fiziksel kısıtlılıklara yol açmakla kalmaz, aynı zamanda kronik ağrı, omurga deformiteleri ve psikososyal sorunlar gibi ikincil problemlere de zemin hazırlayabilir. Türkiye’de engellilik haklarından faydalanmak ve sosyal desteklere erişim sağlamak için engelli sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir. Bu raporun hazırlanma sürecinde, travma sonrası uzuv kısalıklarının doğru ve objektif bir şekilde değerlendirilmesi büyük önem taşır.
Bu makale, travma sonrası oluşan uzuv kısalıklarında engelli raporu ve oran belirlemede karşılaşılan kritik noktaları derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Konunun tıbbi, yasal ve sosyal boyutlarını ele alarak, doğru teşhis, hassas ölçüm, yasal mevzuata uygun değerlendirme ve multidisipliner yaklaşımın önemini vurgulayacağız. Ayrıca, süreçte sıkça karşılaşılan hatalara ve dikkat edilmesi gereken hususlara değinerek, hem sağlık profesyonelleri hem de bu durumdan etkilenen bireyler için rehber niteliğinde bilgiler sunacağız.
Travma Sonrası Uzuv Kısalığının Tanımı ve Oluşumu
Uzuv kısalığı, bir ekstremitenin diğerine göre daha kısa olması durumudur. Travma sonrası oluşan kısalıklar ise genellikle kemik kırıkları, eklem hasarları veya büyüme plakası yaralanmaları gibi dış etkenler sonucu ortaya çıkar. Bu kısalıklar, anatomik (gerçek kemik kısalığı) veya fonksiyonel (eklem kontraktürleri, kas spazmları gibi nedenlerle oluşan görünür kısalık) olabilir.
Uzuv Kısalığının Başlıca Nedenleri
- Kırıklar ve Yanlış Kaynama (Malunion): Özellikle uzun kemiklerin (femur, tibia) kırıkları sonrası kemiğin kısalığına neden olan yanlış hizalanmış veya içe çökmüş kaynamalar.
- Büyüme Plağı Yaralanmaları: Çocukluk çağında yaşanan travmalar sonucu büyüme plakalarının (epifiz plakları) hasar görmesi, etkilenen uzuvda büyümenin durmasına veya yavaşlamasına yol açarak kısalığa neden olabilir.
- Eklem İçi Kırıklar ve Kıkırdak Hasarları: Eklemi oluşturan kemiklerin kırıkları veya eklem kıkırdağındaki hasarlar, eklem mesafesinde daralmaya ve dolaylı olarak uzuv kısalığına yol açabilir.
- Kemik Kaybı: Açık kırıklar, enfeksiyonlar veya cerrahi müdahaleler sonucu kemik dokusunun kaybı.
- Yetersiz Konsolidasyon (Nonunion/Gecikmiş Kaynama): Kırığın iyileşmemesi veya gecikmeli iyileşmesi durumlarında uygulanan cerrahi müdahaleler sırasında kısalık gelişebilir.
Uzuv Kısalıklarının Vücut Üzerindeki Etkileri
Uzuv kısalığı, vücudun biyomekanik dengesini bozar ve çeşitli ikincil sorunlara yol açabilir:
- Yürüme Bozuklukları: Topallama (akse), ayakkabıya destek (tabanlık) ihtiyacı.
- Omurga Deformiteleri: Skolyoz (omurga eğriliği) ve pelvik tilt (leğen kemiğinin eğik duruşu) gibi duruş bozuklukları.
- Kronik Ağrı: Bel, kalça, diz ve ayak bileği eklemlerinde asimetrik yüklenmelerden kaynaklanan ağrılar.
- Eklem Problemleri: Erken yaşta kireçlenme (osteoartrit) riskinin artması.
- Kas Asimetrisi: Kısa taraftaki kaslarda zayıflık, uzun taraftaki kaslarda gerginlik.
- Psikososyal Etkiler: Bireyin sosyal yaşantısında kısıtlamalar, özgüven eksikliği.
Engelli Raporu ve Oran Belirleme Süreci
Türkiye’de engelli raporu, bireylerin engellilik durumunu ve derecesini resmi olarak belgeleyen önemli bir tıbbi belgedir. Bu rapor, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı birimler, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve diğer kamu kurumları tarafından sunulan çeşitli hizmet ve desteklerden faydalanmak için gereklidir.
Başvuru ve Değerlendirme Süreci
Engelli raporu almak isteyen kişiler, tam teşekküllü devlet hastanelerine veya üniversite hastanelerine başvurarak süreci başlatır. Süreç genellikle şu adımları içerir:
- Başvuru: Kişinin kendisi veya yasal vasisi tarafından hastanenin ilgili birimine (sağlık kurulu birimi) başvuru yapılır.
- Hekim Muayeneleri: Hastanın durumu, ilgili uzmanlık dalları (ortopedi ve travmatoloji, fiziksel tıp ve rehabilitasyon başta olmak üzere) tarafından değerlendirilir. Travma sonrası uzuv kısalıklarında özellikle ortopedi uzmanının görüşü kritik öneme sahiptir.
- Gerekli Tetkikler: Kısalığın derecesini ve nedenini objektif olarak belirlemek için röntgen (uzun boy grafileri), bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans (MR) gibi görüntüleme tetkikleri istenir.
- Sağlık Kurulu Toplantısı: Uzman hekimlerin yaptığı değerlendirmeler ve tetkik sonuçları, sağlık kurulu tarafından incelenir. Kurul, Engellilik Ölçütü, Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde engellilik oranını belirler.
- Raporun Düzenlenmesi: Belirlenen oran ve teşhisler raporda belirtilir ve resmiyet kazanır.
Yasal Mevzuat ve Yönetmelikler
Engelli raporlarının düzenlenmesinde temel alınan yasal çerçeve, 10.03.2023 tarihli ve 32128 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Engellilik Ölçütü, Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”tir. Bu yönetmelik, engellilik durumunun tespitinde kullanılacak ölçütleri, sınıflandırmaları ve oranların belirlenme şeklini ayrıntılı olarak açıklamaktadır. Uzuv kısalıkları, genellikle “Kas-İskelet Sistemi Hastalıkları” başlığı altında değerlendirilmektedir.
Kritik Noktalar: Uzuv Kısalığının Ölçümü ve Objektif Değerlendirme
Engelli raporu sürecinde uzuv kısalığının doğru ve objektif bir şekilde ölçülmesi, engellilik oranının adil belirlenmesi için en kritik adımdır. Ölçüm yöntemlerinin standardizasyonu ve güvenilirliği büyük önem taşır.
Ölçüm Yöntemleri
- Klinik Muayene: Hekim, mezura ile umbilikus (göbek deliği) veya anterior superior iliac spine (leğen kemiği çıkıntısı) gibi sabit noktalar baz alınarak bacak uzunluklarını ölçer. Bu yöntem, fonksiyonel kısalıkları da yansıtabilir ancak anatomik kısalığı tam olarak yansıtmayabilir ve kişiye bağlı hatalar içerebilir.
- Röntgen (Tam Boy Grafi/Ortoröntgenogram): Uzun boy grafileri, tüm alt ekstremiteyi tek bir görüntüde göstererek kemik uzunluklarını milimetrik hassasiyetle ölçme imkanı sunar. Kalça ekleminden ayak bileğine kadar olan kemikler (femur ve tibia) ayrı ayrı ve toplamda değerlendirilir. Bu, anatomik kısalığın en güvenilir ölçüm yöntemlerinden biridir.
- Bilgisayarlı Tomografi (BT) Skonogram: Daha az radyasyon dozu ile uzun boy grafisine benzer şekilde kemik uzunluklarını ölçebilen bir yöntemdir. Özellikle kompleks durumlarda veya diğer tetkiklerin yetersiz kaldığı durumlarda tercih edilebilir.
- MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme): Özellikle yumuşak doku hasarları, büyüme plakası durumları veya eklem içi patolojilerin değerlendirilmesinde kullanılır. Kemik uzunluğu ölçümünde birincil yöntem değildir ancak dolaylı olarak bilgi sağlayabilir.
Kısalık Derecesi ve Fonksiyonel Etki
Engellilik oranının belirlenmesinde sadece milimetrik kısalık derecesi değil, bu kısalığın bireyin fonksiyonel kapasitesi üzerindeki etkisi de göz önünde bulundurulur. Örneğin:
- Küçük Kısalıklar (1-2 cm): Genellikle ayakkabı yükselticileri veya özel tabanlıklar ile tolere edilebilir ve büyük fonksiyonel kısıtlamalara yol açmayabilir. Ancak, uzun dönemde bel ağrısı veya postural asimetri gibi sorunlara neden olabilir.
- Orta Kısalıklar (2-5 cm): Gözle görülür topallamaya, pelvik tilt ve skolyoz gibi ikincil deformitelere yol açabilir. Günlük yaşam aktivitelerinde belirgin kısıtlılıklar oluşturabilir.
- Büyük Kısalıklar (>5 cm): Ciddi yürüme bozukluklarına, şiddetli skolyoz ve kalça/diz eklemlerinde ileri derecede dejenerasyona yol açabilir. Bireyin bağımsızlığını önemli ölçüde etkileyebilir.
Yönetmelik, engellilik oranını belirlerken sadece ölçülebilir kısalığı değil, aynı zamanda bu kısalığa eşlik eden eklem hareket kısıtlılıkları, kas gücü kaybı, ağrı ve yaşam aktivitelerine katılımda yaşanan zorlukları da değerlendirir. Multidisipliner bir yaklaşım bu noktada devreye girer; ortopedi uzmanının anatomik değerlendirmesi ile fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanının fonksiyonel değerlendirmesi birleştirilmelidir.
Sekonder Deformiteler ve Yaş Faktörü
Uzuv kısalığına sıklıkla ikincil deformiteler eşlik eder:
- Omurga Eğriliği (Skolyoz): Pelvisin eğik duruşu (pelvik tilt) nedeniyle omurgada dengeyi sağlamak için oluşan C veya S şeklindeki eğrilikler. Bu durum, ayrı bir engellilik oranı nedeni olabilir.
- Eklem Kontraktürleri: Özellikle kalça ve diz eklemlerinde gelişen hareket kısıtlılıkları, yürüme paternini daha da bozabilir.
- Yaş Faktörü ve Büyüme Potansiyeli: Çocukluk çağında oluşan uzuv kısalıkları, büyüme devam ettiği için zamanla artabilir. Bu durum, engellilik oranının belirlenmesinde ve revizyon raporlarında kritik bir rol oynar. Büyüme potansiyeli olan çocuklarda, ileriye dönük kısalık tahmini de göz önünde bulundurulmalıdır.
Engellilik Oranını Etkileyen Diğer Faktörler
Uzuv kısalığında engellilik oranı belirlenirken sadece kısalığın derecesi değil, tedavi yöntemleri, ağrı düzeyi, fonksiyonel kısıtlılıklar ve psikososyal etkiler gibi birçok faktör bir bütün olarak değerlendirilir.
Tedavi Yöntemleri ve Sonuçları
Uzuv kısalığının tedavisi, kısalığın derecesine, nedenine ve hastanın yaşına göre farklılık gösterir. Tedavi sonuçları da engellilik oranını etkileyebilir:
- Cerrahi Müdahale (Uzatma Ameliyatları): İlizarov, fiksasyon cihazları veya intramedüller çivilerle yapılan uzatma ameliyatları, kısalığı gidermeyi amaçlar. Bu ameliyatların sonuçları (kısalığın tamamen giderilmesi, kalıntı kısalık, komplikasyonlar) engellilik oranının belirlenmesinde dikkate alınır.
- Ortez Kullanımı: Ayakkabı yükselticileri, özel tabanlıklar veya ortezler, kısalığın etkilerini dengelemek ve fonksiyonu iyileştirmek için kullanılır. Ortez kullanımı ile elde edilen fonksiyonel düzelme, engellilik oranını düşürebilir.
- Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon: Kas güçlendirme, eklem hareket açıklığı egzersizleri ve yürüme eğitimi gibi rehabilitasyon programları, kısalığın neden olduğu ikincil sorunları azaltmaya yardımcı olabilir.
Ağrı ve Fonksiyonel Kısıtlama
Kronik ağrı, uzuv kısalığı olan bireylerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen önemli bir faktördür. Ağrı düzeyi ve günlük yaşam aktivitelerine katılımda yaşanan kısıtlılıklar (yürüme, merdiven çıkma, ayakta durma, oturma gibi), engellilik oranının belirlenmesinde objektif olarak değerlendirilmelidir. Ağrı ölçekleri ve fonksiyonel değerlendirme anketleri (örn. WOMAC, VAS) bu noktada yardımcı olabilir.
Psikososyal Etkiler
Uzuv kısalığına bağlı fiziksel kısıtlılıklar, bireyin sosyal yaşantısına, eğitimine ve mesleki hayatına olumsuz etkiler yapabilir. Bu durum, özgüven eksikliği, depresyon, anksiyete gibi psikososyal sorunlara yol açabilir. Engelli raporu sürecinde bu psikolojik faktörler de dolaylı olarak değerlendirmeye alınabilir, özellikle psikiyatri uzmanının raporuyla desteklendiğinde.
İkincil Hastalıklar ve Komplikasyonlar
Uzuv kısalığına bağlı olarak gelişebilecek ikincil durumlar da engellilik oranını etkileyebilir:
- Artroz (Kireçlenme): Özellikle diz ve kalça eklemlerinde asimetrik yüklenmeye bağlı olarak gelişen erken yaşta kireçlenme.
- Sinir Sıkışmaları: Omurga eğriliği veya yanlış duruşa bağlı olarak sinir köklerinde sıkışmalar.
- Kronik Yara ve Enfeksiyonlar: Cerrahi operasyonlar veya ortez kullanımına bağlı yara ve enfeksiyonlar.
Bu ek hastalıklar, ayrı birer engellilik nedeni olarak değerlendirilebileceği gibi, uzuv kısalığından kaynaklanan genel engellilik oranını da artırabilir.
Engelli Raporu Sürecinde Sık Yapılan Hatalar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Engelli raporu sürecinde yapılan bazı hatalar, bireyin hak kaybına uğramasına veya engellilik oranının yanlış belirlenmesine neden olabilir. Bu nedenle aşağıdaki noktalara dikkat etmek büyük önem taşır:
- Yetersiz Dokümantasyon: Travmanın başlangıcından itibaren tüm tıbbi kayıtlar, ameliyat raporları, takip notları, radyolojik görüntüler ve ölçüm sonuçları eksiksiz bir şekilde sunulmalıdır. Objektif kanıtların eksikliği, raporun olumsuz sonuçlanmasına neden olabilir.
- Objektif Olmayan Bulgular: Engelli raporu, sübjektif şikayetlerden ziyade objektif tıbbi bulgulara dayanmalıdır. Uzuv kısalığının milimetrik ölçümleri, radyolojik görüntülerle desteklenmeli ve klinik muayene bulguları ile uyumlu olmalıdır.
- Multidisipliner Yaklaşımın Eksikliği: Uzuv kısalığı, sadece ortopedi uzmanının değil, fiziksel tıp ve rehabilitasyon, nöroloji, psikiyatri gibi farklı uzmanlık alanlarının da görüşünü gerektirebilir. Tüm uzman görüşlerinin bir arada değerlendirilmesi, daha kapsamlı ve doğru bir rapor sunar.
- Yönetmelik Bilgisi Eksikliği: Raporu düzenleyen sağlık personelinin ve başvuru sahibinin ilgili yasal mevzuat ve yönetmelikler hakkında yeterli bilgiye sahip olmaması, hatalı değerlendirmelere yol açabilir. Yönetmelikteki güncel oranlar ve değerlendirme kriterleri hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir.
- Fonksiyonel Değerlendirmenin Yetersizliği: Sadece anatomik kısalık ölçümü yeterli değildir. Kısalığın bireyin günlük yaşam aktivitelerine, mesleki kapasitesine ve sosyal katılımına etkileri, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı tarafından detaylı olarak değerlendirilmelidir.
- Hasta Bilgilendirmesi ve İşbirliği: Hastanın, sürece aktif katılımı ve doğru bilgiler sağlaması kritiktir. Mevcut şikayetlerini, kullandığı yardımcı cihazları (tabanlık, koltuk değneği vb.) ve yaşadığı fonksiyonel kısıtlılıkları açıkça ifade etmesi önemlidir.
- Raporun Süresi ve Revizyon: Özellikle çocukluk çağındaki travmalarda büyüme devam ettiği için uzuv kısalığı zamanla değişebilir. Bu durumda, raporun süresi ve belirli aralıklarla revize edilmesi gerekliliği göz önünde bulundurulmalıdır.
| Kısalık Derecesi | Muhtemel Etkiler (Yetişkinler İçin) | Engelli Raporu Kapsamında Dikkat Edilmesi Gerekenler |
|---|---|---|
| < 1 cm | Genellikle asemptomatik veya hafif bel/kalça ağrısı. Ayakta duruşta minimal asimetri. | Tek başına genellikle engellilik oranı için yeterli değildir; ancak ikincil ağrı veya duruş bozuklukları eşlik ediyorsa değerlendirilir. |
| 1 – 2.5 cm | Hafif topallama, bel ağrısı, yorgunluk. Tab anlık veya ayakkabı yükseltici ile kompansasyon mümkün. | Fonksiyonel kısıtlılıklar, ağrı ve yaşam kalitesine etkisi değerlendirilir. Oran verilebilir. |
| 2.5 – 5 cm | Orta derecede topallama, belirgin pelvik tilt ve skolyoz, kalça/diz eklemlerinde ağrı. Günlük aktivitelerde kısıtlama. | Fonksiyonel ve anatomik bulgular ile birlikte yüksek oranda engellilik oranı belirlenebilir. Cerrahi geçmişi önemli. |
| > 5 cm | Ciddi topallama, ileri derecede omurga deformiteleri, ciddi eklem ağrıları ve kireçlenme. Bağımsız yaşamda zorluklar. | Çok yüksek engellilik oranları, cerrahi gereksinimi veya cerrahiye rağmen kalan sekel durumu detaylıca incelenir. |
Sonuç
Travma sonrası uzuv kısalıkları, bireylerin fiziksel sağlığını ve yaşam kalitesini derinden etkileyen karmaşık ortopedik durumlardır. Engelli raporu ve oran belirleme süreci, bu durumun doğru bir şekilde tanınması, objektif ölçümlerle belgelenmesi ve yasal mevzuat çerçevesinde adil bir değerlendirme yapılmasını gerektirir. Süreçte, hassas ölçüm yöntemleri, ikincil deformitelerin göz önünde bulundurulması, fonksiyonel kısıtlamaların detaylı incelenmesi ve multidisipliner bir yaklaşım benimsenmesi kritik öneme sahiptir. Yetersiz dokümantasyon, objektif olmayan bulgular veya yönetmelik bilgisi eksikliği gibi hatalardan kaçınılması, mağduriyetlerin önüne geçmek ve bireylerin hak ettikleri desteklere ulaşmalarını sağlamak için elzemdir. Bu makale, travma sonrası uzuv kısalıklarıyla ilgili engelli raporu sürecinde karşılaşılan kritik noktaları aydınlatarak, hem sağlık profesyonellerine hem de bu durumdan etkilenen bireylere yol gösterici bir kaynak olmayı hedeflemektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Travma sonrası uzuv kısalığı nedir ve neden oluşur?
Travma sonrası uzuv kısalığı, genellikle kemik kırıkları, eklem yaralanmaları veya çocukluk çağındaki büyüme plağı hasarları gibi bir travmatik olayın ardından bir uzvun (genellikle bacak) diğerine göre daha kısa kalması durumudur. Kırığın yanlış kaynaması, kemik kaybı veya büyüme plağının erken kapanması gibi nedenlerle ortaya çıkar.
Uzuv kısalığı için engelli raporu alırken hangi uzmanlık alanlarından görüş alınır?
Başlıca ortopedi ve travmatoloji uzmanları, uzuv kısalığının anatomik ve radyolojik değerlendirmesini yapar. Fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları ise kısalığın fonksiyonel etkilerini, ağrı düzeyini ve günlük yaşam aktivitelerine kısıtlamalarını değerlendirir. Gerekirse, omurga deformitesi gibi ikincil sorunlar için nöroloji veya beyin cerrahisi gibi uzmanlık alanlarından da görüş alınabilir.
Uzuv kısalığının en doğru ölçüm yöntemi hangisidir?
Uzuv kısalığının anatomik olarak en doğru ölçüm yöntemi, tam boy alt ekstremite grafileri (ortoröntgenogram) veya bilgisayarlı tomografi (BT) skonogramdır. Bu yöntemler, kemiklerin uzunluğunu milimetrik hassasiyetle gösterir ve klinik muayene ile birlikte değerlendirilmelidir.
Sadece uzuv kısalığı değil, eşlik eden başka faktörler de engellilik oranını etkiler mi?
Evet, sadece uzuv kısalığının derecesi değil, aynı zamanda bu kısalığa bağlı gelişen ikincil deformiteler (skolyoz, pelvik tilt), eklem hareket kısıtlılıkları, kas gücü kaybı, kronik ağrı, uygulanan tedavilerin (cerrahi gibi) sonuçları ve günlük yaşam aktivitelerine olan fonksiyonel kısıtlamalar da engellilik oranının belirlenmesinde önemli rol oynar.
Çocuklarda travma sonrası uzuv kısalığı değerlendirmesi yetişkinlerden farklı mıdır?
Evet, çocuklarda büyüme plakaları aktif olduğu için travma sonrası oluşan kısalıklar zamanla artış gösterebilir. Bu nedenle, çocuklarda engelli raporu değerlendirmesi yapılırken mevcut kısalığın yanı sıra büyüme potansiyeli ve gelecekteki olası kısalık farkı da göz önünde bulundurulur. Raporun belirli aralıklarla revize edilmesi gerekebilir.




