Siteye erişmek için JavaScript gereklidir.

Bu siteyi görüntülemek için lütfen tarayıcı ayarlarınızdan JavaScript’i etkinleştirin.

Protez Kullanımı Engellilik Oranını Değiştirir mi? Mevzuatın Gözünden Ampütasyon Değerlendirmesi

Protez kullanımının engellilik oranını nasıl etkilediği, ampütasyon sonrası engellilik değerlendirmesinin yasal çerçevesi ve Türkiye'deki ilgili mevzuat hakkında detaylı bilgi edinin. Bu rehber, merak edilen soruları mevzuatın ışığında yanıtlıyor....

HKTR
HKTR tarafından
24 Aralık 2025 yayınlandı / 24 Aralık 2025 20:50 güncellendi
14 dk 14 sn 14 dk 14 sn okuma süresi
Protez Kullanımı Engellilik Oranını Değiştirir mi? Mevzuatın Gözünden Ampütasyon Değerlendirmesi
Google News Google News ile Abone Ol 0 Yorum

Protezin engel oranına etkisi hakkındaki yaygın yanlış anlaşılmaları gidermek için kapsamlı bir rehber.

Protez kullanımı, ampütasyon geçiren bireylerin yaşam kalitesini ve fonksiyonel bağımsızlığını önemli ölçüde artıran modern tıbbın sunduğu mucizevi gelişmelerden biridir. Ancak, birçok kişi protez takılması durumunda engellilik oranlarının değişip değişmeyeceği, hatta tamamen ortadan kalkıp kalkmayacağı konusunda kafa karışıklığı yaşamaktadır. Bu durum, özellikle engellilik raporu süreçleri ve ilgili haklar söz konusu olduğunda önemli bir merak konusu haline gelmektedir. Bu yazımızda, protez kullanımının engellilik oranına etkisini, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki ilgili mevzuatın gözünden detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Ampütasyon sonrası engellilik değerlendirmesinin nasıl yapıldığı, protezin bu süreçteki rolü ve yaygın yanlış anlaşılmalar üzerine kapsamlı bir rehber sunmayı amaçlıyoruz.

Ampütasyon ve Engellilik Oranı Belirleme Esasları

Engellilik oranı, bir kişinin fiziksel veya zihinsel fonksiyonlarında meydana gelen kayıpların günlük yaşam aktivitelerini ne ölçüde etkilediğini belirleyen resmi bir ölçüttür. Türkiye’de bu oranlar, “Engellilik Ölçütü, Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” başta olmak üzere ilgili yasal düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Bu yönetmelik, engellilik değerlendirmesinde temel alınan prensipleri, vücut sistemleri bazında kayıp oranlarını ve bu oranların nasıl hesaplanacağını ayrıntılı olarak açıklar.

Engellilik Nedir? Yasal Tanımlar ve Kapsamı

Yasal mevzuatımıza göre engellilik, doğuştan veya sonradan edinilen hastalıklar veya kazalar sonucu oluşan kalıcı fonksiyon kayıpları veya bozuklukları anlamına gelir. Bu kayıplar, bireyin sosyal, ekonomik ve kişisel yaşamını farklı derecelerde etkileyebilir. Engellilik oranı, kişinin sağlık durumuyla birlikte, çeşitli yaşamsal faaliyetlerdeki kısıtlılıklarını da göz önünde bulundurarak belirlenen ve yüzde olarak ifade edilen bir değerdir. Bu oran, kişinin engelli haklarından faydalanabilmesi için temel bir kriter teşkil eder.

Ampütasyonun Engellilik Üzerindeki Etkisi

Ampütasyon, bir uzvun veya uzuv parçasının cerrahi yolla kesilerek vücuttan ayrılması işlemidir. Bu durum, bireyde önemli bir vücut fonksiyon kaybına neden olur. Engellilik oranı belirlenirken, ampütasyonun seviyesi (örneğin, el bileği altı, diz altı, kalça eklemi seviyesi vb.) ve etkilenen uzvun vücut için taşıdığı fonksiyonel önemi kritik rol oynar. Yönetmelik, her bir ampütasyon seviyesi için belirli oranlar öngörür. Önemli olan, bu oranın ampütasyonun kendisinden kaynaklanan kalıcı anatomik ve fonksiyonel kayba dayanmasıdır.

Türkiye’deki Mevzuat: Engellilik Ölçütü Yönetmeliği

Engellilik oranlarının belirlenmesinde en temel referans noktası, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yayımladığı “Engellilik Ölçütü, Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”tir. Bu yönetmelik, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Uluslararası İşlevsellik, Engellilik ve Sağlık Sınıflandırması (ICF) modelini temel alarak hazırlanmıştır. Yönetmelik, organ veya uzuv kayıplarına ilişkin oranları detaylı tablolar halinde sunar ve sağlık kurullarının bu oranları nasıl belirlemesi gerektiğini açıkça ortaya koyar. Sağlık kurulları, kişilerin mevcut durumunu, varsa eşlik eden diğer hastalıklarını ve fonksiyonel kısıtlılıklarını bir bütün olarak değerlendirir.

Protez Kullanımının Engellilik Oranına Etkisi: Mevzuat Ne Diyor?

Protez, kaybedilen uzvun fonksiyonunu veya estetiğini taklit etmek amacıyla kullanılan yapay bir uzuvdur. Modern protezler, teknolojik gelişmeler sayesinde oldukça işlevsel hale gelmiş olsa da, ampütasyonun neden olduğu kalıcı anatomik ve fizyolojik kaybı tamamen ortadan kaldırmazlar. Bu noktada, protez kullanımının engellilik oranını nasıl etkilediği sorusu önem kazanır.

Protezin Fonksiyonel Faydaları ve Engellilik Değerlendirmesi

Bir protez, ampüte edilmiş uzvun yerine geçerek bireyin yürüme, kavrama veya diğer motor becerilerini kısmen veya tamamen geri kazanmasına yardımcı olabilir. Bu durum, bireyin günlük yaşamdaki bağımsızlığını artırır, psikolojik olarak iyi hissetmesini sağlar ve sosyal hayata katılımını kolaylaştırır. Ancak, engellilik oranı belirlenirken ana odak noktası, protezin sağladığı fonksiyonel iyileşme değil, ampütasyonun kendisinden kaynaklanan kalıcı vücut fonksiyon kaybıdır.

Mevzuatta Protez Değerlendirmesi: Vücut Fonksiyon Kaybı Temeli

Türkiye’deki “Engellilik Ölçütü, Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”, engellilik oranının tespitinde protez kullanımının doğrudan oran düşürücü bir etken olarak ele alınmadığını belirtir. Yönetmeliğin temel felsefesi, kişinin kalıcı anatomik kaybını ve bu kaybın neden olduğu vücut fonksiyon bozukluğunu esas almaktır. Yani, protezin sağladığı iyileşme, ampütasyonun kendisinden kaynaklanan oransal kaybı azaltmaz.

Bu yaklaşımın arkasındaki mantık, protezin bir yardımcı cihaz olması ve altta yatan kalıcı uzuv eksikliğini ortadan kaldırmamasıdır. Protez, kişinin yaşamını kolaylaştırsa da, biyolojik olarak kaybedilen uzvun yerini tutmaz ve her zaman belirli kısıtlamalar veya adaptasyon gereksinimleri barındırır. Bu nedenle, sağlık kurulu raporlarında belirtilen engellilik oranı, genellikle protez kullanılsa dahi, ampütasyonun direkt olarak neden olduğu vücut fonksiyon kaybı üzerinden hesaplanır. Bazı özel durumlarda, protezin tipi (örneğin, son teknoloji miyoelektrik protezler) kişinin kalan fonksiyonlarını ne ölçüde etkilediğine dair ek notlar düşülebilse de, bu durum genellikle temel oranı değiştirmez.

Aşağıdaki tablo, ampütasyon seviyeleri ve bu seviyelerin engellilik oranına tipik (ancak her zaman kesin olmayan) etkisini mevzuat perspektifinden özetlemektedir. Protezin bu oranları nasıl etkilemediğini vurgulamak önemlidir.

Ampütasyon SeviyesiMevzuata Göre Temel YaklaşımProtez Kullanımının Orana EtkisiÖnemli Not
El Başparmağı Kaybı (Metakarpophalangeal eklemden)El fonksiyonunda ciddi kayıp olarak değerlendirilir.Oranı doğrudan düşürmez. Fonksiyonel iyileşme bireyseldir.El anatomisinin önemi nedeniyle yüksek oranda etki.
Ayak Bileği Seviyesinden Ampütasyon (Tek Ayak)Yürüme ve denge üzerinde kalıcı etki.Oranı doğrudan düşürmez. Protez, yürüme kalitesini artırır.Yürüme fonksiyonu için protez hayati olsa da, uzuv kaybı esastır.
Diz Altı Ampütasyon (Tek Bacak)Bacak fonksiyonunda kalıcı ve önemli kayıp.Oranı doğrudan düşürmez. Protez, mobiliteyi sağlar.Mevzuat, uzuv kaybını temel alır.
Dirsek Üstü Ampütasyon (Tek Kol)Kol ve el fonksiyonunda çok ciddi kayıp.Oranı doğrudan düşürmez. Protez, kavrama veya taşıma kapasitesi sunar.Uzuv kaybının şiddeti ve vücut bütünlüğü üzerindeki etkisi önemlidir.
Kalça Ekleminden Ampütasyon (Tek Bacak)Vücut dengesi ve hareketliliğinde en ciddi kayıplardan biri.Oranı doğrudan düşürmez. Özel protezler hareketliliği destekler.En yüksek ampütasyon oranlarından biridir.

Yukarıdaki tablo genel bir bilgilendirme niteliğindedir. Her bireyin durumu farklı olduğundan, engellilik oranı sağlık kurulu tarafından yapılan detaylı muayene ve yönetmelikte belirtilen kriterler çerçevesinde belirlenir. Protezin sağladığı fonksiyonel kazanımlar, kişinin rehabilitasyon başarısını gösterse de, yasal engellilik oranı genellikle uzuv kaybının kendisi üzerinden hesaplanır.

Uygulama Örnekleri ve Özel Durumlar

Engellilik oranlarının belirlenmesi süreci, bireylerin yaşadığı özel koşullar, ek sağlık sorunları ve ampütasyonun detaylarına göre farklılık gösterebilir. Mevzuat, bu farklılıkları dikkate alacak şekilde esneklikler de barındırır.

Farklı Ampütasyon Seviyeleri ve Oranların Belirlenmesi

Ampütasyon seviyesi, engellilik oranının belirlenmesinde en kritik faktördür. Örneğin, bir el parmağının kaybı ile tüm bir kolun kaybı arasında oransal olarak büyük farklar vardır. Yönetmelik, vücut bölümlerinin (el, kol, ayak, bacak) her birinin anatomik ve fonksiyonel önemine göre farklı yüzde oranları tanımlamıştır. Uzvun vücuda ne kadar yakın bir noktadan kaybedildiği (proksimal ampütasyonlar), genellikle daha yüksek bir oranla sonuçlanır çünkü bu, daha geniş bir fonksiyonel kaybı ifade eder.

Kullanılan Protez Tipi Engellilik Oranını Etkiler mi?

Piyasada mekanik, kozmetik, miyoelektrik veya mikroişlemci kontrollü gibi çeşitli protez tipleri bulunmaktadır. Bu protezlerin her biri farklı düzeylerde fonksiyonellik ve konfor sunar. Ancak, genel kural olarak, kullanılan protezin teknolojik düzeyi veya maliyeti, doğrudan engellilik oranını değiştirmez. Yönetmelik, protezin sağladığı “fonksiyonel düzelmeyi” değil, uzuv kaybından kaynaklanan “kalıcı fonksiyon bozukluğunu” esas alır. Bir birey, en son teknoloji bir protez kullansa bile, altta yatan uzuv eksikliği ve bunun getirdiği anatomik/fizyolojik kayıp devam ettiğinden, belirlenen engellilik oranı genellikle değişmez. Protezin sadece bir yardımcı cihaz olduğu ve temel engelliliği ortadan kaldırmadığı ilkesi geçerlidir.

Çoklu Engellilik Durumları

Bir bireyde birden fazla ampütasyon veya ampütasyonla birlikte başka engellilik durumları (örneğin, görme kaybı, kalp hastalığı) söz konusu olabilir. Bu gibi durumlarda, engellilik oranı “Balthazard Formülü” olarak bilinen bir yöntemle hesaplanır. Bu formül, farklı engellilik oranlarını matematiksel olarak birleştirerek tek bir toplam engellilik oranı elde etmeyi sağlar. Bu sayede, kişinin tüm sağlık sorunlarının birleşik etkisi bütüncül bir şekilde değerlendirilmiş olur.

Engelli Hakları ve Protez Temini

Engellilik raporu almak, bireylerin çeşitli devlet desteklerinden ve haklardan faydalanmasını sağlar. Protez kullanımı, bu hakların birçoğundan bağımsız olarak, başlı başına bir destek alanıdır.

Protez Temini ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Kapsamı

Türkiye’de, ampütasyon geçiren bireylerin protez temini konusunda önemli destekler mevcuttur. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), genel sağlık sigortası kapsamında protez ve ortez cihazlarının belirli bir kısmını veya tamamını karşılamaktadır. Bu durum, bireylerin yüksek maliyetli protezlere erişimini kolaylaştırarak yaşam kalitelerini artırmalarına yardımcı olur. SGK’nın karşıladığı protez tipleri ve ödeme koşulları, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile belirlenmiştir. Bu tebliğ, hangi protezlerin ne kadar süreyle ve hangi şartlarda ödeneceğini detaylandırır. Engellilik raporu, bu protezlerin temininde genellikle bir ön koşul değildir; önemli olan doktor raporu ile protez ihtiyacının belgelenmesidir.

Engelli Hakları ve Protez Kullanımı İlişkisi

Engellilik oranı %40 ve üzerinde olan bireyler, engellilik derecesine göre çeşitli haklardan yararlanabilirler. Bu haklar arasında vergi indirimleri, erken emeklilik imkanları, KDV muafiyetleri, toplu taşıma indirimleri, istihdamda pozitif ayrımcılık ve özel eğitim hizmetleri yer alır. Protez kullanıyor olmak, kişinin bu haklardan faydalanmasını engellemez. Aksine, ampütasyon nedeniyle belirlenen engellilik oranı, kişinin bu haklara erişiminin anahtarıdır. Protez, kişinin yaşamını kolaylaştıran bir araç iken, yasal statüsünü belirleyen unsur kalıcı uzuv kaybının kendisidir.

Yaygın Yanlış Anlamalar ve Gerçekler

Protez kullanımının engellilik oranı üzerindeki etkileri hakkında birçok yanlış anlama bulunmaktadır. Bu bölümde, en yaygın olanları ele alıp gerçekleri ortaya koyacağız.

“Protez Takınca Engelli Sayılmam” Yanılgısı

Bu, en sık karşılaşılan yanlış anlamalardan biridir. Birçok kişi, protez takıldığında veya protez sayesinde günlük aktivitelerini yapabildiğinde artık “engelli” sayılmayacağını düşünür. Ancak, yukarıda da belirtildiği gibi, yasal mevzuat engellilik oranını protezin sağladığı fonksiyonel iyileşmeye göre değil, ampütasyonun neden olduğu kalıcı anatomik ve fonksiyonel kayba göre belirler. Protez, kişinin yaşamını kolaylaştıran bir yardımcı araçtır; ancak altta yatan uzuv eksikliği ve bunun getirdiği kısıtlılık devam eder. Dolayısıyla protez takmak, kişinin engellilik raporunda belirtilen oranını doğrudan düşürmez veya engelli statüsünü ortadan kaldırmaz.

“Protezin Kalitesi Oranı Düşürür” Yanılgısı

Bazı bireyler, daha yüksek teknolojili veya daha iyi işlevsellik sunan bir protez kullandıklarında engellilik oranlarının düşürüleceğine inanabilirler. Bu da bir diğer yaygın yanılgıdır. Protezin maliyeti, markası veya teknolojik özellikleri, engellilik raporunda belirtilen oranın belirlenmesinde bir kriter değildir. Sağlık kurulu, kişinin biyolojik kaybına ve bu kaybın vücut fonksiyonları üzerindeki kalıcı etkisine odaklanır. Protezin sağladığı “ekstra” bir konfor veya gelişmiş bir hareket kabiliyeti, uzuv kaybının kendisinden kaynaklanan temel engellilik oranını değiştirmez.

Özetle, protezler, ampüte bireylerin yaşam kalitesini artırmak için vazgeçilmez yardımcı cihazlardır. Ancak yasal ve tıbbi değerlendirme açısından, engellilik oranı belirlenirken ana kriter, uzuv kaybının kendisinden kaynaklanan kalıcı vücut fonksiyon bozukluğudur. Protez, bu temel gerçeği değiştirmez; sadece bireyin günlük yaşamla başa çıkma becerilerini destekler.

Sonuç

Protez kullanımı, ampütasyon geçiren bireylerin yaşam kalitesini artıran ve fonksiyonel bağımsızlıklarını destekleyen modern tıbbın önemli bir parçasıdır. Ancak, Türkiye’deki “Engellilik Ölçütü, Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” ve ilgili mevzuat çerçevesinde, protezin kendisi engellilik oranını doğrudan değiştiren veya düşüren bir faktör olarak kabul edilmez. Engellilik oranı, ampütasyonun neden olduğu kalıcı anatomik ve fizyolojik uzuv kaybı ile bu kaybın bireyin vücut fonksiyonları üzerindeki etkisi temel alınarak belirlenir. Protez, bir yardımcı cihaz olarak kişinin günlük yaşam aktivitelerini kolaylaştırsa da, altta yatan uzuv eksikliğini ve bunun getirdiği kısıtlılığı ortadan kaldırmaz. Bu nedenle, ampütasyon sonrası engellilik raporu alınırken ve haklardan yararlanılırken, yasal mevzuatın bu temel prensibinin doğru anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Her bireyin durumu özeldir ve engellilik oranı, yetkili sağlık kurulları tarafından kapsamlı bir değerlendirme sonucunda belirlenir.

Sıkça Sorulan Sorular

Protez kullanımı engellilik oranını doğrudan düşürür mü?

Hayır, protez kullanımı engellilik oranını doğrudan düşürmez. Türkiye’deki “Engellilik Ölçütü, Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”, engellilik oranını ampütasyonun kendisinden kaynaklanan kalıcı anatomik ve fonksiyonel kayba göre belirler. Protez, bu kaybı ortadan kaldırmayan, sadece fonksiyonel destek sağlayan bir yardımcı cihazdır.

Engellilik oranı belirlenirken protezin fonksiyonel katkısı dikkate alınır mı?

Engellilik oranı belirlenirken ana odak, protezin sağladığı fonksiyonel iyileşme değil, uzuv kaybından kaynaklanan kalıcı vücut fonksiyon bozukluğudur. Protez sayesinde elde edilen ek fonksiyonellik, kişinin yaşam kalitesini artırsa da, yasal engellilik oranını belirleyen temel kriter uzuv eksikliğinin kendisidir.

Ampütasyon seviyesi engellilik oranını nasıl etkiler?

Ampütasyonun seviyesi, engellilik oranının belirlenmesinde kritik bir faktördür. Uzuv kaybının vücuda ne kadar yakın olduğu (örneğin, parmak kaybı ile kol kaybı arasındaki fark) ve etkilenen uzvun vücut için taşıdığı fonksiyonel önem, oranı doğrudan etkiler. Proksimal ampütasyonlar (vücuda yakın kesimler) genellikle daha yüksek oranlara yol açar.

Hangi mevzuat protezli ampütasyonları düzenler?

Türkiye’de ampütasyon sonrası engellilik oranları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayımlanan “Engellilik Ölçütü, Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” kapsamında düzenlenir. Bu yönetmelik, sağlık kurulu raporlarının nasıl düzenleneceğini ve oranların nasıl hesaplanacağını detaylı olarak açıklar.

Protez temini için devlet desteği var mıdır?

Evet, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) genel sağlık sigortası kapsamında ampütasyon geçiren bireylerin protez ve ortez cihazlarının belirli bir kısmını veya tamamını karşılamaktadır. Bu destek, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile belirlenen şartlar ve sınırlar dahilinde sağlanır ve doktor raporuyla belgelenen protez ihtiyacına dayanır.

Yorum Ekle

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Boğaz Gıcığı ve Kuru Öksürüğe Doğal Çözüm: Tereyağı Pekmez Kürü
07 Şubat 2026

Boğaz Gıcığı ve Kuru Öksürüğe Doğal Çözüm: Tereyağı Pekmez Kürü

Protez Kullanımı Engellilik Oranını Değiştirir mi? Mevzuatın Gözünden Ampütasyon Değerlendirmesi